
Güneş, sevimlice kaldırır başını gece yorgunu bulutların arasından... Taş duvarlarından ışık sıçrar Antep evlerinin o dar sokaklarına. Yaz, kilim gibi serilir Bahar şenliği havasında...
Ağaçlar ’da baharla birlikte başlayan dalların aşk dansı öyle görülmeye değer ki hiç sorma... Alleben, aşüfteye dönüşür kıvrıla kıvrıla işveyle salınırken yatağında sakin sularında…
Önce demlikten çıkan buğuya “günaydın” çakarsın Bey Mahallesi’nde, sonra gökyüzü “merhaba” der sana tüm haşmetiyle yalnız sokaklarda… Komşunun ışıldayan gözleri ile malhıtalı köfte teklifine hayır diyemezsin komşuluk kültüründe… Kale’den kafa tutarsın sessizliğe, Bakırcılar çarşısından gelen çekiç sesleri melodi eşliğinde çınlar kulaklarında…
Gaziler caddesin ’de atar Gaziantep’in kalbi yoğun insan kalabalığının sıcaklığında… Eskisi gibi fuar aile çay bahçeleri olmasa ’da hayatımızda betonlaşan çevreye yeni nesil alıştırmıştır kendini kafe tarzı mekânlarında…
Her an yapmaya hazır kebaplarımız için bagaj ’da hazır bulunur mangallarımız... Nohut dürümü 60 TL de olsa umurumuzda değildir bizim gevrek ekmekle geçiştirdiğimiz öğlenleri…
Gastronomi şehri olsak ’da biz kültürümüzü piknik havasında yaşarız hafta sonunu dülükte ,karpuz atanda erikce’de son günlerde alleben gölet ide girdi hayatımıza denizi andırır görüntüsü ile huzurunda...
Baklavanın, fıstığın başkentidir Gaziantep. Her ne kadar kendi halkı mahrum kalsa ’da bu lezzetten. Dünyaya tanıtır kadim şehrin damak tadını… Ve sevdaları utangaç, çekingen ölümünedir sonsuzluk gibi... “ GAZİANTEP “ anlatılmaz yaşanır…
HAKAN ESEN